top of page

DÜNYAYI SARAN BÜYÜK TEHLİKE : MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ

Mikroplastik, çeşitli plastik malzemelerin çevresel etkileri nedeniyle çevre sorunlarına yol açan çok küçük parçalara verilen genel bir isimdir. Genellikle plastik ürünlerin ayrışması veya parçalanması sonucu ortaya çıkan çok küçük plastik parçacıklardır. Bu plastik parçacıklar, başlangıçta daha büyük plastik ürünlerin parçalanması, denizlerdeki plastik atıkların parçalanması veya endüstriyel süreçlerden kaynaklanabilir.

Çevreye düşünmeden bırakılan veya dökülen plastik çöplerin, doğadaki yağışlar ve akışlar sayesinde derin okyanus yüzeylerine ve hatta diplerine kadar taşınabildiği, okyanuslardaki girdap akımlarının ortasında dev plastik çöplüğü oluşturduğu bilinmektedir. Bilim adamları, kullanılmış plastiklerin çok azının geri dönüştürüldüğüne, dünyanın hızla plastik bir gezegene doğru dönüştüğüne ve özellikle tek kullanımlık ürünlerin kullanımı konusunda tedbirler alınmazsa, uzun vadede dünyadaki jeolojik kayaçların bile plastiglomerate denilen plastik katmanlardan oluşacağına dikkat çekmektedir.



Plastiklerin genel özellikleri şöyledir;

1. Hafiftir, suda yüzerler.

2. Çeşitli türlerdeki polimerlerdir.

3. Lipofiliktir, (yağı sever).

4. İşlenmeleri ve şekillendirilmeleri kolaydır.

5. Elektrik akımına, sıcağa ve soğuğa karşı yalıtkan davranırlar.

6. Birçok kimyasala karşı dayanıklıdır.

7. Genellikle tekrar kullanılabilirler ve rejenere edilebilirler.

8. Plastiklerin özellikleri ilave katkı maddeleri (örn: Bisfenol A, ftalatlar, Pb Cd metalleri, fungisitler) ile geliştirilebilir ve oldukça dayanıklı plastikler üretilebilir.

9. Toksik kimyasalları üzerinde adsorplayarak taşıyabilirler.







Mikroplastikler iki ana kategoride incelenir:

Primer Mikroplastikler: Bu tür mikroplastikler, başlangıçta mikro boyutta üretilmiş plastik parçalardır, örneğin mikroplastik boncuklar kozmetik ürünlerde kullanılır.

Sekonder Mikroplastikler: Bu tür mikroplastikler, daha büyük plastik nesnelerin çevresel etkiler nedeniyle parçalanması sonucu ortaya çıkar. Denizlerdeki plastik atıkların dalgalar ve güneş etkisiyle parçalanması gibi durumlar bu türün bir örneğidir.

Mikroplastikler, sucul ekosistemlerdeki canlılara ve insan sağlığına zarar verebilir. Deniz yaşamını olumsuz etkileyebilir, sucul organizmalar tarafından yutulabilir ve gıda zinciri üzerinden insanlara geçebilir. Ayrıca, mikroplastiklerin çevreye yayılması ve birikmesi, doğal ekosistemlere zarar verebilir.

Mikroplastiklerin katkı malzemesi içermeleri ,toksik kirleticileri adsorplayabilmeleri ,canlılar tarafından besin zannedilerek yutulabilmeleri, atıksu arıtma tesislerinde tamamıyle giderilememeleri, Atmosferde ve su kaynaklarında kolayca taşınmaları ve doğada zor yok olmaları gibi özelliklerinden dolayı çevre ve sağlık açısından büyük tehlike arz etmektedir.

PLASTİKLERİN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI ETKİSİ

Plastiklerin insan sağlığına zararlı etkisi konusunda; katkı maddeleri olarak kullanılan kimyasallarla karşılaştırıldığında parçacık toksisite etkisine ilişkin çok az şey bilinmektedir. İnsanların mikroplastiklere maruz kalma yolları yutma ve soluma olduğu için potansiyel zararlı etkileri mide, bağırsak sistemi ve akciğerde meydana gelebilmektedir. Mikroplastiklerin hidrofobiklik, yüzey yükü gibi kimyasal yapısı ve parça büyüklüğü özellikleri insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Rist ve arkadaşları tarafından küçük plastik parçacıkların meydana getirdiği hava kirliliğinin solunum ve kalp hastalıkları ile yakından ilişkili olduğunu gösteren araştırmalar yapılmıştır. Çalışmalarda 2.5 μm altındaki plastik parçacıkların solunum organlarından geçerek, akciğerlerde büyük oranda tutulabildiği tespit edilmiştir. İnsanlar tarafından sürekli solunması veya yutulması durumunda ise mikroplastiklerin bağışıklık sistemini zayıflatarak parçacık toksisite etkisi yaptığı tespit edilmiştir (Rist vd., 2018). 50 μm'ye kadar olan çok küçük nanoplastikler ise lenf düğümlerine taşınabilmekte ve bazı durumlarda karaciğerde ve dalakta bulunabilmektedir. Bu nedenle, mikroplastiklerin potansiyel insan sağlığına etkileri büyük ölçüde parçacık özelliklerine bağlı olmakta ve mikroplastik parçacıklardan ziyade nanoplastiklerin insan sağlına çok daha fazla olumsuz etkilere neden olduğu varsayılabilmektedir. Söz konusu potansiyel sağlık etkilerinin belirlenmesi için daha çok deneysel veriye ihtiyaç duyulmaktadır (Rist vd., 2018).Plastik malzemeler aynı zamanda yapımında kullanılan binlerce kimyasal madde ile yakından ilişkilidir. Söz konusu kimyasalların birçoğu insan kanında, idrarda ve anne sütünde bulunabilmekte ve bazılarının potansiyel olarak insanlar üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir.




Günümüzde mikroplastiklerin çevrede oldukça kalıcı olduğu ve farklı ekosistemlerde artan oranlarda biriktiği bilinmektedir . Bu nedenle, mikro plastikler insanlar için endişe verici olarak görülmektedir. Bununla birlikte, verilerdeki belirsizlik ve değişkenlik, bu mikro partiküllerle ilişkili çevresel risklerin gerçekçi bir değerlendirmesini engelleyen ana faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, mikro plastiklerin gerçek çevresel riskleri belirsizliğini korumaktadır . Son zamanlarda yapılan deneysel çalışmalar, örneğin; midye (örn.Mytilus edulis), ve istiridye gibi çift kabuklu yumuşakçalar, derisidikenliler, kabuklular (örn.Su piresi, copepod), istakoz (Nephros norvegicus), deniz hıyarı gibi bazı invertebratların, balıkların ve zooplanktonların mikroplastikleri yuttuğunu ve bundan dolayı organlarının ve sindirim sitemlerinin kötü bir şekilde etkilendiklerini göstermektedir . Midye vb. gibi suyu süzerek beslenen (filter feeding) canlılar, sudaki her türlü madddeyi bünyelerinde barındırırlar, özellikle atık suların deşarj edildiği alıcı ortamlarda midyeler, atıklardaki çeşitli besinlerle beraber mikroplastikleri de alabilmektedirler. Bu şekilde besin zincirine dahil olan mikroplastikler, midye gibi deniz ürünlerinden insan bünyesine alınmış olmaktadır. Avio ve arkadaşlarının yapmış olduğu bir çalışmada plastiğe maruz kalan balıkların karaciğerlerinde mikroplastiklerin varlığını tespit etmişlerdir.Yukarıdaki çalışmalar paralele olarak Hussain ve diğerlerinin 2001 yılında yapmış olduğu bir çalışmada da hayvanların bağırsaklarında birikebildiğini ve bağırsak bariyerinden dolaşım sistemine geçebildiğini gözlemlemişlerdir.Mikro plastiklerin alglerde fotosentezi ve büyümeyi azalttığı görülmüştür . Zooplanktonun ve lugwormların (deniz kurdu) beslenme aktivitesi üzerinde olumsuz etkisi vardır. Ayrıca kirletici maddelerin veya mikroorganizmaların taşınmasından sorumlu olabilmektedirler . Planktonların mikroplastikleri besin zannederek tükettiği , planktonla beslenen ve yeryüzündeki en büyük hayvan olan mavi balinaların (Balaenoptera musculus) beslenmeleri sırasında mikroplastikleri dolaylı yoldan bünyesine aldığı ve tuttuğu tahmin edilmektedir Ultra ince parçacıklar, yüksek yüzey alanlarından ve PM morbiditesine bağlı olan iç mekanlara nüfuz etme yeteneklerinden dolayı özellikle tehlikeli olmaktadırlar. Sağlık dışında, PM güneş ışınlarını saçarak ve bulut oluşumuna müdahale ederek iklimi de etkileyebilmektedir.Topraktaki plastik artıklar,toprakta doymuş hidrolik iletkenliği azaltmaktadır ve topraktaki mikrobiyal toplulukları ve topraktaki makrofauna faaliyetlerini etkilemektedir . Toprak mikrobiyal toplulukları, sırayla, besin döngüsünde çok önemli bir role sahiptir ve toksik bileşiklerin mineralizasyonu, biyobozunması ve detoksifikasyonunu içeren kirletici davranışını etkilemektedir. Yang ve diğerlerinin yapmış olduğu çalışmada mikroplastik ilavesinin glifosat çürümesi ve toprak mikrobiyal aktiviteleri üzerine etkileri araştırılmış, toprakta mikrobiyal solunum, yüksek mikroplastik içeriğin eklenmesiyle inkübasyon sırasında önemli ölçüde değiştiği tespit edilmiştir. Toprak b-glukosidaz, üreaz ve fosfataz konsantrasyonları, yüksek mikroplastik içeriğin eklenmesiyle değişmiştir . Her işlemde, mikroplastiklerin boyut dağılımı önemli ölçüde değişmiş, dahası, kübik periyot boyunca oluşturulan başlangıçta eklenen mikro plastiklerden daha küçük olan parçacıklar, su sistemine sızma ya da sürüklenme için potansiyel riskleri göstermektedir.



Author: Dilara DEMİREL





 
 
 

Yorumlar


bottom of page